top of page

#4 ALTERNATİF BİR EVREN

Updated: Apr 15, 2022


Son yıllarda adını sıkça duymaya başladığımız VR teknolojisinin geçmişi aslında oldukça eskiye dayanıyor. İlk olarak 1935’te Stanley G. Weinbaum tarafından yazılmış olan Pygmalion’s Spectacles isimli kısa hikayede, kurgulanmış hologram görüntülerin bir gözlük vasıtasıyla deneyimlenebildiği, koku ve dokunma gibi duyuları da içine dahil eden bir sistemden bahsettiğini görmekteyiz. İlerleyen yıllarda Morton Heilig “Experience Theatre” (Deneyim Tiyatrosu) isimli yazısında bu konuya yeniden değinir ve tüm duyulara hitap eden bir sistem öngörür. 1962 yılında ise Sensorama isimli prototip bir makine geliştirerek öngörüsünü gerçekleştirmeye çalışır. Temelleri buraya dayanan VR günümüzde oldukça gelişmiş ve gelişmeye devam etmektedir.


Metaverse’ nin sanal gerçeklik gözlüğünü tanıtmak için hazırladığı reklam filminde oldukça mutlu ve popüler görünen bir köpek görüyoruz. Sonra bir anda ışıklar sönüyor, köpek ile arkadaşları sahneden indiriliyorlar. Köpek gözden düşüp sokaklarda oradan oraya savruluyor. Nihayetinde çöpe atılan köpek, bir kadın tarafından son anda çöp öğütücüsünün içinden alınıp kurtarılıyor. Bir adamın ona sanal gözlük taktığını ve köpeğin böylece sanal gerçeklik dünyasına adım atmış olduğunu izliyoruz. Köpek o sanal dünyada birden eski popülerliğini kazanıyor.


Reklam bize ‘Gerçek hayatta mutlu olma şansını kaybettiysen, Metaverse evrenine gel.’ mesajı veriyor. ‘Şayet gerçek hayatta başarı ve mutluluğu bulamadıysan üzülme, bu sanal gözlüğü satın alarak hayal ettiğin yaşamı elde edebilirsin.’ diyerek mutluluk vaadinde bulunuyor. Peki bu yaratılan sahte dünyada, gerçek hayatta mutlu olamayan insanların istediklerine ulaşabilmeleri hastalıklı bir tanıma uymuyor mu?





Sanal gerçeklik aşama aşama hayatımızda yerini almaya devam ediyor. Daha VR gözlükler üretilmeden oynadığımız çoğu oyun bir sanal gerçeklik eseriydi.



2000 yılında ilk oyunu çıkan The Sims için en büyük alternatif dünya örneği diyebiliriz. Tamamen farklı bir gerçeklik sunan ve kısa süreliğine ütopik bir dünyaya geçmeyi sağlayan bir portal. Oyunda her şeyi kendiniz yaratıyorsunuz: İnsanları, kıyafetleri, yaşam alanlarını… Yapılacak aktiviteler ve diyaloglar tamamen sizin isteğinize göre şekilleniyor. The Sims için iki boyutlu bir Metaverse diyebiliriz.




İnsanoğlu varoluşun başlangıcından itibaren bir anlam arayışı içindedir. Bu anlam arayışı birçok teorinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur: Diğer dünyalar, paralel evrenler, distopik ve ütopik düzenler… Burada asıl mesele insanın bir kaçış yolu aramasıdır: Gerçek olmamasını dilediği olaylardan kaçış. Alternatif bir dünya sayesinde kaldıramadığı her şeyi gerçeklikten uzaklaştırmak ister. Bu durum bir yandan meditatif olabilir. Sanal gerçeklikler çoğu yönden iyidir ama doğası gereği doyum noktası olmayan bir insan için kötü sonuçlar doğurabilir. Bu aşamada insanın her şeyi kontrol etme isteği karşımıza çıkıyor. Kontrolün sizde olduğu bir yerde her istediğinizi yapmak sizi mutlu eder. Diğerlerinin zarar görmesi sizin için önemli değildir çünkü bu olasılık aklınıza bile gelmez. Kontrolün elinde olmasına alışkın olmayan, özellikle hayatlarında söz hakkına sahip olamayan insanlar, sanal gerçekliklerde olması gerekenden daha çok tatmine erişirler. Bunun sonucunda doyum noktasını çoktan aşmış olup gerçekliğe döndüklerinde doğrular yüzlerine sert bir şekilde çarpar. Bu ya çevredekilerle daha çok çatışmaya ya da içe kapanmaya sebep olur.

Baştan düzeltilememiş bir toplum sanal gerçeklikle buluştuğunda daha da kötüye gidecektir. Çünkü bilinçli bir kullanım yoktur. Sanal gerçeklik bir yönden meditasyon ya da kendini keşfetme yolu olsa da belli bir olgunluğa erişememiş bastırılmış bir toplum için distopyaya dönüşebilir. Çünkü erişkinliğe sağlıklı bir şekilde ulaşamamış insanlar, bu sanal gerçekliğe kendini fazla kaptırıp gerçek dünyada da her konuda söz sahibi olup komut verebileceklerini düşünebilirler.


Sanal gerçekliğin bir başka psikolojik etkisi ise sanrılara sebep olabilme ihtimalidir. Gittikçe geliştirilen gerçeklikler, insan beyninin yanılmasını kolaylaştırır. Sanal bir dünyada gereğinden fazla vakit geçirilirse bu durum bir yerden sonra algı bozukluğuna sebep olabilir. Herhangi bir algı bozukluğunda insan sanrı görmeye açık hale gelir. Örneğin beyin, gerçekte olmayan, sanal dünyada olan nesneleri gerçekte varmış gibi algılayabilir ya da gerçekte yapması mümkün olmayan hareketleri yapabiliyormuş hissine kapılabilir. Genetikte varsa şizofreni hastalığı ya da diğer psikolojik bozukluklar tetiklenebilir.



Son olarak, Metaverse evreninde 80 bin arazinin 20 bini Türkler tarafından satın alındığını biliyoruz. Bu durum gelişmekte olan bir ülkenin toplumunun bir yerlerde söz sahibi olma arzusu mudur? Peki, yapılan bu hamle doğru bir yatırım mıdır yoksa gereksiz bir öngörüsüzlük müdür? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?


 


Kaynakça


https://sims.fandom.com/wiki/The_Sims_4:_Discover_University

41 views0 comments

Recent Posts

See All
Post: Blog2_Post
bottom of page